Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Agartha

namluyu çenemin altına dayadığımda da  beklemiyorum alnıma boynuzlarının değeceğini koçun  ne olduğunu belirtmek boş. evet belki gizli delilik diyecekler fakat ayırdına vardığım toplamın cumhuriyetini  bilmeyecekler yükün ağırlığını.. evet sorumsuzlukla addedileceğim bu vesileyle varlık sorumsuzluğu zahir öfkemin yüzdelikte makul bir yere isabet etmediğini de bilmeyecekler önemi yok. fırtına eser gider belki yeniden doğar  ama bu topraklarda yaşamak  yarının olmayacağı ihtimaliyle evlenmek demek onu düşünmek ve varlığa dair tüm üremişlerin boşluğuyla yüzleşmek  her an. zayi olan her an. belki ahir yaşama umut besleyip andaki umudu her an öldürmek demek. umut yaşarsa daha fazla ıstırap. daha fazla ölmek demek. kabul edelim artık. neyin ne olduğunu. aklı, evveli ve ahiri aşmış olanlara söylüyorum. kabul edelim. yarın yeni bir şey yok. yarın diye bir şey yok.

hirnlose mutter fotzenz

her şey geldiğinde de gittiğinde de aynı kalan şeyler vardır  ruhumuzda. evet belki biliyoruz çoktan  evet çok yaşadık  sarsılmalarla taşıdık omzumuzu devrimler istedik evrensel bükülmeyen madenlerle kavurduk cevherimizi alevi veren tanrı. benim hiç kimseye itaat etmek gibi. benim diyordu zerdüşt  harcanmadan anadolu yarmağında. kutlarım giremezdi  yaylanın hududundan. denirdi; göründüğünde bir namlu bir gün mutlaka patlayacaktı. inandığım şeyler  tahammülüme sataşıyor sevgilim buna diyorum hayat diye. asla asla değmeyecek. benim diyor sevgiden gelincikleri görünen çocuk  ama bilmiyor aşkın ucu yardığında  nehir gözleri  arda kalanın sığ bir boşluk olacağını bunu hangi kitap yazmadı meşhuriyetle lanetlenmiş? hirnlose mutter fotzenz bile girseydi kapıdan  ayağa kalkmazdım benim itaat etmek gibi bir. iki, günde dört fırtına yakardım  göğümün bendine yıka derdim beni yine  ve yine hakikatten şaşarsa fer diye. seviyorum seni kutlar...

Sancağı Seren Alay

yakındaki düşmüşleri bırakın, dedi arkamızda kimse yok alay, sancağı yere serip uzaklaşmıştı. soğuk geceyi deliyor  gündüz akılda kalmıyordu yaşanan  gırtlağa dayanan can olduğunda  teferruata bürünüyordun sen de. evet unutmuş olmak gerekiyordu şimdiye  bulantıların susması için. elimizde ne kaldı  ne önemi varmış aşkların gece patlayan fırtına varlığı dahi damızlıyor kandan kemikten daha dün her şeyin berrak gökyüzünden salınacağını.. gözlerle anlaşılacaktı her şey  karanlık belirdiğinde kör karanlık. elinde ne varsa osun. hani son yüzyılın romantizmi nerede? ne kattı havan toplarına, güdümlü bombalara? çelikten aşkların yarıldığını gördüm kalemin sustuğunu intihar eden düşünceleri gördüm. muharebe; aklıma gelen eskiyi, söğüt ağacına sakladığımız mektupları  denk gelişleri dımdızlak kalışları sapakları, korkuyu imha ederken sevgilim bir bütün olarak coğrafyanı  kucaklamaya çalıştım ama nafileydi soğuk geceyi deldiği gibi düşüncelerimi de  de...