Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ürkütmeden Kuşları

insanın gözyaşının kalmadığı yaşta düğümlenen kelimeler de cabası  delirmenin de gece kaldığı kulvar ne ola ki ölümün ani manevrasından çekilen suyun meydana çıkardığı  boşluktan başka  her şey geç kalmış  ser, fer, yazgı mühimmatı ve dahası  öyle bir ağırlık ki arza çakılarak mühürlenmiş kaba kabuslar her şeyin delirttiği... "gülme ta ki kazanana kadar bi ara.." dediğinde Kelly mızrağımı tütsülüyordum  her zamanki gibi  küskün ve yorgun orduya  varmak  aralarına karışmak üzereyken her şey bitmişken! seçilmiş değilim sadece lanetlenmemiş olarak ilerliyordum yağladığım nallarla  yazgı yarım, hayat berbattı unutmak istediğim dünden yıkmak ve üzerinde tepinmek istediğim yarınlara canhıraş  ilerliyordum! keyfi zulüm  istinaflarımı yağmalarken ağladığımı hatırlıyorum kanıma vurulan şırınga  gözlerimi maviye bulamıştı kalkmanın  yenilgiye işaretlendiği zamanlar "ayağa kalk! ordu ayaklan!" ne zaman olacak son son kez ne zama...

Cumartesi İnfazı

cumartesi akşamları  ılık diyagonal bakışlar silsilesi ıraktan gördüğüm yeryüzüne salınan istinafların ardında  devranın döndüğü yer belki de bir park derinlere salınmış cümlelerin meydana çıktığı  ve giyotine mağluplandığı yer ya olmasaydı şiir bilmeden ne anlardım geceden  yeksan olan kubbeden gök  neyi fısıldayacaktı  ummadan medet benden —evet seni bir bakışla sürüdüm bu molozun yanındaki ıhlamurun altına. —nedir benden istediğin? —bilmiyorum belki de yeni bir dağ, yeşillik ve esen yel.. —nasıl yapacağım ki bunu? —yap demiyorum. gözlerin önünde yemin ederim. merceğinden görmek sadece görmek ırakları. kalabriya'dan esen rüzgar  bağdaştırıyor beni ikilemlerle canhıraş bir mücadelenin kadraja sığmayan uğultusu tepemde dikiliyor  bunu anla seni  s.

Esme Fulya, Bir Kıvılcım Orman Yakar.

intihar bir eşik  altı içe doğru kabaran zulüm  üstü kusursuz belirsizlik  sanırım kağıda davette hep böyle hissediyorum deli dana hiddetiyle  savrulduğum güz parkları bunu bağırıyor olabilir bana tuttuğum kıvılcımı balyozlarla tutuşturdum sevgilim ve semaya saldım arzın bütün ormanlarına kederimi kederimin içinde parlayan zümrütü birkaç telefon açmam gerekiyordu  hiç görüşmediğim  şarteller atması gereken şarteller son zarlar  hilesiz omurgalı  "alo alo.. karar verdin mi? evet verdim yapıyorum o halde yap ..." "alo alo.. tamam mı? tamam görüşürüz Mr. H. ..." "alo alo.. şimdi mi? evet şimdi  tamam görüşürüz." bu yaşıma kadar ezber bozan iki üç insan tanımakla iyi ettim diye  düşünüyorum  çelikten yeleklerimizi giyme  vakti geldiğinde  geri adım atma düşüncesi  olmayan adamlar bunlar Kelly'nin bagajını ağzına kadar doldurdum buluşma noktasına kadar durmadan gitmem gerekiyordu her şeyi aleve vermenin dumanı yetişmeden d...