Sancağı Seren Alay

yakındaki düşmüşleri bırakın, dedi
arkamızda kimse yok
alay, sancağı yere serip uzaklaşmıştı.

soğuk geceyi deliyor 
gündüz akılda kalmıyordu yaşanan 
gırtlağa dayanan can olduğunda 
teferruata bürünüyordun sen de.

evet unutmuş olmak gerekiyordu şimdiye 
bulantıların susması için.

elimizde ne kaldı 
ne önemi varmış aşkların
gece patlayan fırtına
varlığı dahi damızlıyor kandan kemikten

daha dün her şeyin berrak
gökyüzünden salınacağını..
gözlerle anlaşılacaktı her şey 
karanlık belirdiğinde
kör karanlık.
elinde ne varsa osun.

hani son yüzyılın romantizmi
nerede?
ne kattı havan toplarına, güdümlü bombalara?
çelikten aşkların yarıldığını gördüm
kalemin sustuğunu
intihar eden düşünceleri gördüm.

muharebe; aklıma gelen
eskiyi, söğüt ağacına sakladığımız
mektupları 
denk gelişleri
dımdızlak kalışları
sapakları, korkuyu
imha ederken sevgilim
bir bütün olarak coğrafyanı 
kucaklamaya çalıştım ama
nafileydi
soğuk geceyi deldiği gibi
düşüncelerimi de 
deliyordu

seni nafileye karıştıran ne varsa
tüm müsebbiplere karşı 
ben de olacaktım
sancağı seren alayın içinde 
manasızı fark edip
koşmalıydım sana.

ben ne yaptım peki?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hikmetinden Manevralar

Son Günaydın - HANK! VI.bölüm

Tilki Düğünü