Ürkütmeden Kuşları
insanın gözyaşının kalmadığı yaşta
düğümlenen kelimeler de cabası
delirmenin de gece kaldığı kulvar
ne ola ki ölümün ani manevrasından
çekilen suyun meydana çıkardığı
boşluktan başka
her şey geç kalmış
ser, fer, yazgı mühimmatı ve dahası
öyle bir ağırlık ki arza çakılarak
mühürlenmiş kaba kabuslar
her şeyin delirttiği...
"gülme ta ki kazanana kadar bi ara.."
dediğinde Kelly
mızrağımı tütsülüyordum
her zamanki gibi
küskün ve yorgun orduya
varmak
aralarına karışmak üzereyken
her şey bitmişken!
seçilmiş değilim sadece lanetlenmemiş
olarak ilerliyordum
yağladığım nallarla
yazgı yarım, hayat berbattı
unutmak istediğim dünden
yıkmak ve üzerinde tepinmek istediğim yarınlara
canhıraş
ilerliyordum!
keyfi zulüm
istinaflarımı yağmalarken
ağladığımı hatırlıyorum
kanıma vurulan şırınga
gözlerimi maviye bulamıştı
kalkmanın
yenilgiye işaretlendiği zamanlar
"ayağa kalk! ordu ayaklan!"
ne zaman olacak son
son kez ne zaman çarpışmak!
delik deşik miğferlerden
oluk oluk akarken kan
kimin umrunda
sarkan gökkuşağı
yedi asırlık mucizeler
kimin umrunda!
gerçek sevgi yok ki onların içinde
her şey sahte
kendileri de
yaşananlar ah!
ah bir bilsen
göğsümde yanan taşları
ağırlıkları,
kalkamıyorum
uzat elini!
ordu dumanı salarak göğe
yenilgiye ulaşmak için!
bitsin ne olacaksa
karar ne buyurursa kabul!
bitsin elem yazgı ve
savaş!
susadığında kanını içen subaylar
teker teker düşen yıldızlar omuzdan!
yazgının üzerimize attığı
bir tomar çapul
fırtına, korku, ateş, pus
ne rüyaymış ama özgürlük
çekilen her nefeste
boğazı yakan baruttan
eksik olsun varsın varlık
hürriyetten
hüviyetinden çektiği zulümle
anılmasın
çorak topraklardan
medeniyete asılan millet!
duymayalım aşktan hikayeleri
maval olmuş yedi düvelin kitabeleri
gerçeği fısıldamaz hiçbiri
tek gerçeğin
ölümle cebelleştiği
bu antika dükkanında
ayakta kalmak çabası
varmak çabası
koca bir obruğa itiyordu
insanı
inanmanın
getirip bıraktığı yer.
bul yolunu
bul yolunu
ürkütmeden
kuşları
haydi.
Yorumlar
Yorum Gönder