Esme Fulya, Bir Kıvılcım Orman Yakar.

intihar bir eşik 
altı içe doğru kabaran zulüm 
üstü kusursuz belirsizlik 
sanırım kağıda davette
hep böyle hissediyorum

deli dana hiddetiyle 
savrulduğum güz parkları
bunu bağırıyor olabilir bana
tuttuğum kıvılcımı
balyozlarla tutuşturdum sevgilim
ve semaya saldım
arzın bütün ormanlarına kederimi
kederimin içinde parlayan zümrütü

birkaç telefon açmam gerekiyordu 
hiç görüşmediğim 
şarteller
atması gereken şarteller
son zarlar 
hilesiz omurgalı 
"alo
alo.. karar verdin mi?
evet verdim
yapıyorum o halde
yap
..."

"alo
alo.. tamam mı?
tamam
görüşürüz Mr. H.
..."

"alo
alo.. şimdi mi?
evet şimdi 
tamam görüşürüz."

bu yaşıma kadar
ezber bozan iki üç insan
tanımakla iyi ettim diye 
düşünüyorum 
çelikten yeleklerimizi giyme 
vakti geldiğinde 
geri adım atma düşüncesi 
olmayan adamlar bunlar

Kelly'nin bagajını
ağzına kadar doldurdum
buluşma noktasına kadar
durmadan gitmem gerekiyordu
her şeyi aleve vermenin
dumanı yetişmeden düşünceme 
saatimi kontrol ettim ve 
marşa asıldım
eskisi gibi

eskiden daha kolay olurdu
yakmak anıları
mecburiyete eğilme korkusu olmadan
korkusuzca ve cesur
adam gibi
salyangoz damarlı değildik
kalburlaşmamıştık
her şeyiyle her şeyin dahasıydık
umut kovalayacak kadar
iğrençleşmemiştik

zaman geçtikçe hayaller yavaşladı ve
atlar da
inzivaya çekilip ölmeyi bekleyen
aslanlar gibiydik
yelelerimiz rahatsız ediciydi
gözlerimize batıyordu geçmiş 
ama 
bir hotel odasında 
pineklemeden
ve mürekkebe doymayan 
daktilodan 
fazlasıydı hayat
yeni atlar vardı artık 
daha hızlı 
şişirilmiş atlar 
estiğinde fulya topları
çemkirmeyen atlar!
içimdeki kıvılcımla
çıkış makinesinden 
ok gibi fırlayacak olan atlar!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hikmetinden Manevralar

Son Günaydın - HANK! VI.bölüm

Tilki Düğünü