Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ölü Boğan

ne olacağını söyleyeyim mahşerin dört atlısı tepinirken kemiklerinizde; Bölüm 1) Marty silahı nereye saklayacağını  bilmiyordu smith&wesson parmaklarından kayıyordu  yağ gibiydi göbeğine sakladı odaya girdi üç kişi vardı  iri yarı olan Rob, sıska olan Cajê, gözlüklü olan Graham. Namlu ilk Rob'u gördü.  Bölüm 2) kasadaki bütün para sahteydi asıl paralar İsveç'e doğru yola çıkmıştı Rob, Cajê ve Graham dış kapının önündeydi Cajê cılız parmağıyla zile dokundu Bunny kapıyı açarsa bir hafta boyunca kilitli kalıp dayak yiyecekti Bunny kapıyı açtı  ilk Cajê girdi sonra Rob, sonra da Graham elden ele de aynı sırayla dolaşacaktı Graham'ın suratı  sızlayan bazen bir isim oluyor benim boyunlarıma dayanan  zırhlı bir gemi yaran buzulları Saint Mary'den atlayan bir beden gördüğümde çekilmişti ruhum en son şimdilerde boynuma buyruk emirler yazıyorum sevgilim Marty çok ölümcül bir adamdı insanın en saf hali Bunny şerefsizin önde gideniydi ve mahkemece sınır dışı e...

Merdiven

onun adı yok şanını da zımparayla doğramışlar aklıma gelen bunlar  gözleri bozuktu sol gözü sağ gözünden ufaktı kemerli burnu vardı  kaşları siyah  gözlerinde lacivertten zümrüt vardı  dişleri aktı alnı geniş paktı elleri çelik gibi soğuk ve sağlamdı adımları bazen yavandı boyca büyük  gövdece küçüktü  yerin adını ezberleyerek yürür köpekten kaçarcasına hızlı adımlardı saçının solu sağına inattı kulakları bilirdi ağzı konuşmazdı kendi bildiği vardı secde ettiği  ya da ben öyle sanıyorum her türden insanla el sıkışırdı ama hoşlanmazdı hiçbirinden abisi ölen bir çocukla  görüştüğünü çok sevemediğini ama bir muhabbet hissettiğini söylemişti  yine de bir daha da onunla görüşmedi günlerden hoşlanmazdı özellikle önemli addedilen günlerden eksik kalmayan bir normumuz daha diye inlerdi uzunca bir parka giyerdi her giydiği ona ya bir iki beden büyük  ya da küçüktü  emanetçi gibi giyinirdi tamamlanmam zaman alacak diye de söylenir dururdu ned...

Şakıyan Rüzgarın Pervası

orada bir tomar kağıt var darmaduman yazılar  keşmekeş yüzler intikamlar, direniş, aşk umut  her şeyim orada kömürü tutuşturacak mühimmattan öteye gidemeyecek olan yığın  sanırım fikrime temayül kuşları dikerken gökdelenlerini çabamda yaramı arşınlıyorum  gözler önünde  evet, görüyorum uzattığın elimi elimden al  ala bulanmış ak bayrağı  teslimiyetle kaybetmiş şuurunu demesinler farklı olabilirdi Kelly'nin direksiyonunu sağa kırsam aklanırdım kabuslarımdan ama yapmadım ne iyidir anlık öfkeler yerleşkesi olmaktansa öfkenin her şeye yumruk her şeye güvercin asılalım kaynar yağları  hadi sevgilim savuralım üzerlerine canhıraş sevişenlerin geçtiyse dünyadan beş karış aklımız  camımı indirdim gazdan çektim ayağımı  ve solumda kalan taşeli platosunu izledim bir gözümle  oradaydım önceden  oradaki inlerde  oradaki inlerde tutuştururdum yığınları  şimdi yanından geçerken  rüzgarına dokunan bir yabancıyım  yeni kıvıl...

Kış Yankısı

hayatım yangın çubuğu  sakla onu hayır harpten düşersen  galeyanda ezilen yüreğin. sakla onu  öfkenin şerbetinden içti de Radfan ne oldu? ölümünü görüp bilendi ona. üzüm çiçekleri şarkısında  salınıp duran ladinler sarmışken etrafımızı hüzün akıyor gözlerden Hasan'lar ölen Ayşe asıl adı Fatma ben seviyorum kalelerde  dalgan bayrakları pergelle çizilmiş alınlarını anadolumun haberim var en tepesinin de varlığın  çoraktan taşan tek gölgeliğin de eğim sevgilim hayattan aldığım  sen geldiğinde her şey çoktan  bitmeye yakın olacak son düzlükte kırbaca bulanan at devam edecek etmeli şaşı yüzyıl  önüne gafil arkasına ayna tutarak beni kopardılar cesetler arasından  biliyorum o ceset fikirleri tapulu yanılgıları inandığını sırtlanlarla yiyen domuzları devam edecek etmeli şaşı yüzyıl  kadar sevdiğimi seni Prag. sevgilim  bir hol aynasına bakarken görüyorum bazen manayı bazen bir panayırda bazen bir garda  bu da olmalı yaşamaya bir ...

İntikal

atların nallarına karışan bir onur-suzluk yerden yükselmedi atlar evet dedi J. onların yüreklerini çaktım J. sağlamdı pırlantadan broşları vardı  küheylan başlı oyulmuş pırlantalar J. onurluydu ve iyi yazıyordu  tırmıkla kazıyordu kağıdı  yosma bir entelektüel topluluğundan fazlasıydı bunları yaşadım A.  geriye dönük tırmandım basamakları ihmale gelmeyen bir tutkuydu yükselmek neticede yaşam buna zorluyordu ben yaşamdan fazlasıydım düşmeden tutunduğum her şeyi  sımsıkı tuttum ve yere çaldım  yine tırmanmaya başladım  kendi varlığımı ispata zaman yoktu devrilmek mi istiyorsun devirmeliydim gelmek mi istiyorsun atla arabaya yaşam neyi istirham ediyorsa o bitmek bilmeyen bir oyun ama derin değil  üzücü  kendim yapmalıydım yüreğimden akan her şeyi  anlamalıydım yaşamımın elçisi olmalıydım evet A. her zaman böyle olmaz bazen demir atıyordum inançlarıma yetemediğim anlar oluyordu böyle anlarda durmam gerektiğini  hissediyordum derin bir b...

Kuvvet Harbi

televizyonun fişini çektim meşgul olmam gerekiyordu vicdanıma derin dehlizler yarıyordum böyle yapmam gerekiyordu uzun zamandan beri bunun da fişini çekebilirim dergilere bakıyorum  vicdanıma mühimmat gerekiyordu kötü yazarları aştım koca valizime baktım  eşyalarımı boşaltmamıştım gitmem gerekebilirdi hiç arzu aramadım  insanın aramaması gereken şeyler vardı zaten gelecek olan şeyler  kederimi sorgulamadım onu bir sığınağa tıktım ve ardıma bakmadım  kendine düşman yaratmak hayatta kalmanın son zarı  büyük kumar. deli sarhoşluğu. çelikten nallarımı temizledim marşı zorladım ve arabamı sürdüm  neyi istediğini bilmeden yaşamanın da bir ederi vardı  bazen kuvveti ve mısraları fısıldayıp giderdi teyakkuz emri yaşamayı icap eder vicdanı duyunca tıkanan kulaklar ve motorun sesi bazen kabuslar. pencereyi hafif açıp uyumaya devam ederdim. devam etmem gerekiyor  aşmam için belki de kötü yazarları.