Merdiven

onun adı yok
şanını da zımparayla doğramışlar
aklıma gelen bunlar 
gözleri bozuktu
sol gözü sağ gözünden ufaktı
kemerli burnu vardı 
kaşları siyah 
gözlerinde lacivertten zümrüt vardı 
dişleri aktı
alnı geniş paktı
elleri çelik gibi soğuk ve sağlamdı
adımları bazen yavandı
boyca büyük 
gövdece küçüktü 
yerin adını ezberleyerek yürür
köpekten kaçarcasına hızlı adımlardı
saçının solu sağına inattı
kulakları bilirdi
ağzı konuşmazdı
kendi bildiği vardı secde ettiği 
ya da ben öyle sanıyorum
her türden insanla el sıkışırdı
ama hoşlanmazdı hiçbirinden
abisi ölen bir çocukla 
görüştüğünü
çok sevemediğini ama bir muhabbet hissettiğini söylemişti 
yine de bir daha da onunla görüşmedi
günlerden hoşlanmazdı
özellikle önemli addedilen günlerden
eksik kalmayan bir normumuz daha diye inlerdi
uzunca bir parka giyerdi
her giydiği ona ya bir iki beden büyük 
ya da küçüktü 
emanetçi gibi giyinirdi
tamamlanmam zaman alacak diye de söylenir dururdu
neden bahsettiğini bilmiyorum ama
üst insan formu gibi bir anlayışı da yoktu
kastını bilmiyorum 
Kelly adını verdiği bir arabası vardı
külüstür 
ama direksiyonu hayvan gibiydi
o da sadece direksiyonunu sevdiğini söylerdi
çok umutlu bir insan değildi 
anladığım kadarıyla 
yoklukla cebelleşiyor gibiydi
bazen de gizli bir hazineyi yönetiyor gibi olurdu
arafın mihrabından sesleniyordu kendine bence
tam değildi ama 
tam olmaya da zaten inanmıyordu
çoğu şeye inanmadığı gibi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hikmetinden Manevralar

Son Günaydın - HANK! VI.bölüm

Tilki Düğünü