Zullen We Naar Binnen Gaan?
evet bazen düşüş başlar
düşlerin arasından süzülürek
infilak etmeye doğru
bunu görürsünüz
çabalarınız gözünüzün önünden
geçip geçip durur
hayat durmuştur
üşümüş ayaklarınız
sizi hareketsiz kılar
nöbetler başlar
sıtmalar tutar
hep bitime doğru
gittiğinizi
aydınlık bir günde
fark edersiniz
yüzünüze flaşlar patlasa da
yettiği yerden fırlasa da gök
boğum boğum
savaşlardan çıksanız da
bakmışsınız
hepsi sona hizmet etmiş
size değil
bir kahraman da olsanız
alev toprağın üzerinde
hatta bir milleti
çekip çıkarsanız lağımdan
kendinize yetemediğinizi
...
garip.
/
benim ilhamım başlar
gülüşleri görürüm
üzüntüyü ve ölümü
hepsinde
kuşkum vardır
kimselerden emin olmamak
yattığım yerden hep
dik tutmak gibi namluyu
benim yaşamak
bir pencereden kükreyen kaplan kadar
arz tutar.
evet, yaklaşabilirsin diyorum ona
hatta zullen we naar binnen gaan?
ama senden de usanıp
katlanamayacağım içindeki
coğrafyaya.
ah, artan istimlak kızıl toprak
emperyal ve demirden hiyerarşi
lanet baal.
...
/
benim
ilhamım konuşurken
ellerinde olur delil
omurgasında
çelikten yaralar var.
ulu bir tarzı var.
ulu bir tarzı var.
onu anlıyor
ona sunuyorum
ona sunuyorum
susamışlığımı.
ya hiç tanışmasaydım.
hangi yoldan giderdim kendime.
tanıdıkça külle dönüştü tüm yollar.
/
tetiği bırakın
emniyeti kapatın
şarjörü çıkarın
vakti değil
hiç olmayacak da
neyin ispatı ki bu
bittiği yerden
başlayacak olana da
yok ihtiyaç.
evet düşeceğiz, düşüyoruz.
kendimiz artık yok ama şimdi.
neyse payımıza düşen
oynayıp gideceğiz ve
çekilecek perdeler
sonra bir daha.
bir daha.
bir daha.
öyle bir şey yaşamak.
bazen duyduğun bir alkış sesi
bazen duyduğun isyan ateşi
ama bu, bu kadar yaşamak.
Yorumlar
Yorum Gönder