Vurgun

Şimdi satırlar açılıyor içimde
Dışarıda ölüm ölüm yaprak, mevsim sonbahar bile değil

Şimdi bir yüze dalsam sürüne sürüne
İkilemler kalır avucumda doğrulup yollar boyamak

Şimdi bir ikindi vakti milat başlatsam birde

Soluduğum bungun havasından durgunluğa kaç mil

Şimdi kitaplar kapatıyorum şuramda yüreğimin ilmiğinde

Suçlar, partizanlar, anarşistler asılıyor kuyuların diplerinde

Şimdi yaşamak adsızlığına tabi mevsimlerde

Bir patikada salına salına yürüyen küheylan talikasında yaralarımı onulmazlıktan

Şimdi bir gece vakti saat henüz günü belinden kırmaya başlamışken yenice

Taşlar kırıyorum bulvarlarda, caddeler devrimliyorum, susuzum

Şimdi hangi harf eksikse tabiatımızda o meşhur edecek hepimizi.. evet evet öyle

Tamlığa vurgunken hayaller, rögar kapaklarında medeniyet meşalesi söner

Şimdi mukavemetsiz hücrelerime kırdığım taşları gösteriyorum

Beni göreni değil
Kendimden molozları
Menşeimden şu yaşıma kıymıklarımı

Kendim(i) kırıyorum

Ben(i) kınıyor-lar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hikmetinden Manevralar

Son Günaydın - HANK! VI.bölüm

Tilki Düğünü