Sonsuza Kadar Ayakta

puslu bir vahaydı
burada kainat yaratmak gerekirdi baştan 
tekrar bakmak isteği için 
insanın burada bulacağı şey 
körü körüne bir yok oluştan başka bir şey değildi 

/

çayanlar.
dört kişilerdi.
her şeyi ele geçirmeye çalışıyorlardı
parazit gibi insanların umutlarından nefeslerinden 
beslenerek kalıyorlardı 
hayatta
vazgeçecek bir şeyleri yoktu 
duyguları 
en aşağılık insan müsveddesinin dahi
vardır kendine yetecek duygusu
çayanların yoktu
onları Rab 
lanetlemiş 
vahaya atmış 
diğer kullarını imtihan için 
sürmüştü katlardan
inancım buydu
kazığı bağladığımın inancı 
bunu işaret ediyordu bana
evet 
demiştim ilk his
bir imtihanın daha 
ayrılmalı kellesi
artık gövdeden

/

evet demişti, merhamet 
işlek olmadı hiç 
yavan kaldı 
aldırış edilecek bir
şeye bürünemedi
görünemedi.
muhakkak 
onlar için de öyle 
olacaktı 
dilediklerini 
duymayacak
gözyaşlarına
aldırmayacak
başlarını yaracaktım.
köpürüyordum
öfkeden
öfke 
çok daha sahici 
belirgin, atılgan 
ve hissedilirdi bende
ötede, beride 
zamanın her noktasında 
olduğu gibi

/

nedir cezamız
diye sorduklarında 
bu sorunun
kabullenilen hatanın 
karşılığında 
özgürlüklerini
geri alacakları 
umuduyla sorulduğunu
anlamıştım 
lanetliler 
böyle yaparlar

/

nadide sultan 
swith&wesson 
iyice yaşlandı 
daha yolumuz vardı 
gidecek
buraya gelmeyi
istemiyorum tekrar
istemiyordum
tanrının belalarıyla
uğraşmayı
istemiyordum
eğilip bükülerek yazılmış 
zavallı mektupları 
çaresiz bakışları 
neden? 
neden hep
gideceğim yol görünmeze göz kırpıyor
görünmez bir belaya?

hani 
benim umudum nerede?
bedeviden hallice 
bir orduyum kendime
ama
yetemiyorum inancıma.

(Cam Vinnie için, sevgiyle.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hikmetinden Manevralar

Son Günaydın - HANK! VI.bölüm

Tilki Düğünü