Ürkütmeden Kuşları
insanın gözyaşının kalmadığı yaşta düğümlenen kelimeler de cabası delirmenin de gece kaldığı kulvar ne ola ki ölümün ani manevrasından çekilen suyun meydana çıkardığı boşluktan başka her şey geç kalmış ser, fer, yazgı mühimmatı ve dahası öyle bir ağırlık ki arza çakılarak mühürlenmiş kaba kabuslar her şeyin delirttiği... "gülme ta ki kazanana kadar bi ara.." dediğinde Kelly mızrağımı tütsülüyordum her zamanki gibi küskün ve yorgun orduya varmak aralarına karışmak üzereyken her şey bitmişken! seçilmiş değilim sadece lanetlenmemiş olarak ilerliyordum yağladığım nallarla yazgı yarım, hayat berbattı unutmak istediğim dünden yıkmak ve üzerinde tepinmek istediğim yarınlara canhıraş ilerliyordum! keyfi zulüm istinaflarımı yağmalarken ağladığımı hatırlıyorum kanıma vurulan şırınga gözlerimi maviye bulamıştı kalkmanın yenilgiye işaretlendiği zamanlar "ayağa kalk! ordu ayaklan!" ne zaman olacak son son kez ne zama...